...

'Yazar kadar her taraftan kuşatılmış bir varlık yoktur.'
Semra Topal-Cumhuriyet Kitap Röportaj:21/02/08

Salı

onlar

ve toplanıyor gündüzün ıskaladığı çocuklar
gecenin etekleri altına
bu yorgun
bu kimsesiz gibi duran çocuklar
bu ülkenin
ve yeryüzünün gerçek sahipleri onlar
onlar
yirmiler binler ve yüz binler
onlar ki
gülmeyi ibadet bildiler
taksimin ortasında bir ağaca sarılmışken
o dumanın orta yerinde bir kediyi korurken
hep güldüler
yine gülecekler
bu yorgun
bu kimsesiz
bu akılsız gibi duran çocuklar
ağlamayı öğrenmeyecekler
diz çökmeyi de.

sarp tuvalo

Çarşamba

bekleyiş


çekiliyorum

kazandığım tüm savaşlardan
hatta
kazanma olasılığım olanlardan

geceye çekiliyorum

nereden geleceksin bilmiyorum
ama
geliyorsun
hissediyorum

çekiliyorum

senin için

beni daha kolay
bulabilmen için

s

görsel: sofia cameira
https://www.youtube.com/watch?v=2FrvB8zJBng

Pazartesi

önce


ben yalnızca
her şey güzel olsun istedim

kediyi sevdim
o gözleriyle beni sevmezden önce

yağmuru sevdim kokusundan
bildim
o yağmazdan önce

basmadım karıncanın üstüne
çekildim
gölgem ona varmazdan önce

şimdi
gidiyor içim uzaklara
sen... beni bulmazdan önce...

oysa 
yalnızca

her şey güzel olsun istedim
sen...beni sevmezden önce...


s.
photo: mirjam appelhof

Perşembe

kara.

neden öyle bakıyorsun ?
acıktın mı

susadın mı yoksa
bir şey mi geçti içinden bilmediğin
bir şey
senin gibi kara
koyu
ve tekinsiz...
sanki sokakta insan kalmamış
herkes gitmiş gibi
herkes flu ve gri...
sen de hissediyor musun?
...
şimdi otlar saracak her yanımı
seni kokacak yerini hatırlayamayacağım bir çiçek
koskoca çayırda onu aramak isteyeceğim biliyorum
sırf sen kokuyor diye
halbuki aynı şehirdeyiz
aynı cennet
aynı cehennem şehirde
herkes gitmiş gibi
sanki hep
yalnız sen varmışsın gibi
...
gel de yaşa şimdi
bakışında martılar bağıran biri varken
...
s

Çarşamba

buz kesiği


...
hissettiğim..büyük bir acı...
buz kesiği gibi soğuk 
dört yandan
hiçbir yerden her yere giden

bir tutam saç mı kalır elimde
yeter mi bir tutam
bana benliğimi anlatmaya?

kim tutar ki beni de
kalmamışken bir tutamım bile?

hissettiğim büyük acı
tuzun üstünde
buzun içinde
aklı evvel bir zamanın
ol(a)mayan anıları
gizlenip duruyor yüzümde

çizgi çizgi
perçem perçem
her kimsem artık
bu sahte oyunun içinde...

s

Salı

birkaç metre acı


...

boyum kadar karışacağım toprağa
ne eksik ne fazla

kurak olacak oralar ve soğuk

birkaç adımda bitecek yeni evim

aklına eseceğim...rüzgar

sana sesleneceğim...kuş

ellerini üşüyeceğim...kış

rengine bürüneceğim...papatya

de ki;
güneşin doğmadığı bir yerde

gece kadar karışacaksın sen de bana
ne eksik ne fazla

s

Cumartesi

O yer...

kopuk,kırık,donuk o yer
uzak herşeyden
otların yeşilinin sarı hissettirdiği yer o yer
harflerin bakışlara dönüştüğü...

içini gördüğün herşeyin dışına kaldığın
bir başkasına rüyanın çözüldüğü.

s

Pazartesi

iki kez

. .


iki kez ölür insan

 doğduğunda

                        kendini
öldüğünde

                        kendine.

s

Çarşamba

yorgun 2

.
ayaklarım daha yorgun bedenimden

bedenim daha yorgun ruhumdan

ruhum daha yorgun benliğimden

benliğim hep'ten yorgun,
                                                       
                                                hiçliğimden...

http://youtu.be/_uYepvh7gmw
s

ph:lucian olteanu

Salı

asıllardır yalnız


.

yalnızlıklardan yalnızlık beğen... yanılışların en güzeli mi...geçici bir travma yaşam...gibilerin ardında başka suretler...asıllar gizli...asıllar sanki hiç doğmamış,doğurulmamış gibilere muhtaçmış gibilere muhtaçmış gibilere doymamışmış......başkası gibi herkes...

asıllardır yalnızız...

ödünç övgülerde solmuş umudun...biliyorsun içinde...biliyorsun gibi,buluyorsun gibi,duyuyorsun gibi...
sanki...herkesten önce...dünden önce...yarın varmış gibi...ödünç.

asıllardır yalnız.


de ki işte...bulamıyorsun anahtarlar yok bıraktığın yerde...

yok.

bir evin yok.
...
oysa aynı şey değil...giden anahtarlardır...

ya değilse?

de ki...uyandın aniden...bedenin yok bıraktığın yerde...

yok.

ya şu an uyuyan

bedenin değilse?

duyabilen için teldeki rüzgar

asıllardır yalnızız

çünkü herkes

"gibi" artık.
 
 
s.

Pazar

zaman

sözüm ona çoğaldın ya yalnız doğduğunu bir güzel unutup...günler biriktirdin ve geceler...bir güzel çoğaldın.
şimdi anlama zamanı,zamanın insan eksilttiğini...
kuşlar kadar özgür ve bağıntısız...kendi raylarını döşeyen bir tren gibi...de ki otlar bitmiş bile geçtiğin istasyonlarda...
şimdi anlama zamanı,
orada,o ilkbahar sabahında bıraktığın beyaz şortlu,dağınık saçlı çocuğun sen olduğunu,
ve onun zamana karşı durduğunu.



s

Pazartesi

yorgun


.
fazla kalmayacaksın kimsenin hayatında...
ne kendininkinde ne de bir başkasınınkinde...
çünkü hayatın kurgudan ibaret...
onların yanılgısı onların,
seninki herkesin ve hiçkimsenin...

ne çiçeğin nedeni var
ne de yoldaki -sözüm ona- sahipli
m
ezarların

her ölü kendi canına ağlar
ve güler

anlatma artık

çok
yorgunum


s

Cuma

bazen su derindir

.



bazen su derindir,senden ve benden
unutursun bir ağacı,o seni unutmadan
tortusuna basıp geçerken zamanın
bir bakarsın suya batmış ayakların
bu küçük ölüm yakıyorsa ellerini
yaşıyorsun demektir hala

ama yine de
bazen su derindir

srp.-
 
photo: benjamin godard

duyabildiğin kadar

.



sesi var şiirlerin
çiçeklerin ve karıncanın
bulutun
bastığın toprağın
acının sesi var
 

ve suskunluğun
yalnızlığın ve
yanılışların

kimsesizliğin de sesi var
sevgilinin uykusu kadar

sesi var
olduğu yerde kalakalmış
bir adamın

öncesizliği
ve
sonrasızlığı


duyabildiğin kadar

aşk

s
görsel: nele azevedo

Çarşamba

.

şair ağlarsa

ağlar

şiirleride

.


s

Pazar

ararken

.
her insan kayıp gezegeni kendisinin
ve her biri gerçek kabul ettiği kendi güneşi etrafında kendi yörüngesinde
kendine özgü hızında dönüyor...
ararken kendisini.

s
görsel:slavek gruca

Cumartesi

sabrın sonu kadehlerdir

.



çöl de bir deniz de

sözün sonu
nefesin demi
bir
ışık sussa gölge bilir
karanlık ta
aydınlık ta
bir

sızıyı kussa yürek
yalnızlık bir
kalabalıkta

sorma

şimdi
bir kadeh daha

s
görsel:lucian olteanu

Pazar

gerçek ağaçlar

.
insancılık oynuyorum işte
ve artık bu gezegende
yeni bir şey yok benim için
bu kadar sahteliğin içinde
hangi ağaç gerçek hangisi değil
artık yürüyorum sadece
.
ağaçları da
bana uzattıkları dallardan tanıyorum
gerçek olan ağaçlar
sana dokunanlardır.
.

gel

kaybolalım birlikte
bu çiçek kokan
gecenin içinde

.
ister misin?
.


s
görsel:Arno Rafael Minkkinen

Cumartesi

seni sevmelere

.
 
yağmurlu bir dünde ayrıldım kendimden
ne raslantı
güneş açmış şimdi
tam tepemde

.

ellerimi sokmuştum ceplerine yalnızlığın
çiçeklerle döndüler oradan
bana bile değil üstelik

.

seni sevmelere o çiçekler

.

boynuma dayadığın çenene
.

o çiçekler
sen beni düşündüğünde
oluşan ürpertine

.

çünkü
sen ürperdikçe
yeni yeni çiçekler açıyor
içimde

.


s
görsel: Arno Rafael Minkkinen

Salı

Beni Uyu




şimdi renkler belirecek
ışığın dansını görebileceğim
belki hiç olmadığı kadar

tezgahtan bir kitap
fısıldayacak adımı
bir çiçek beni açacak,
bir diğeri beni kokacak
sen beni uyuyunca
işte tüm bunlar olacak

buluta değecek rüzgar
bulut ağaç olacak
yere düşecek mandalinalar
mandalinalar bulut olacak

aklıma gelecek birden gözlerin
gözlerin şarkı olacak
yetmeyecek hiç bir şey bana
her şey çoğalacak
sen beni uyuyunca
işte tüm bunlar olacak

dalga dalga
inci gibi parıldayan ışıklar
kimsesi olmayan çocukların
yüzündeki gülüş gibi

eşsiz olacak

her yılkı atı gibi gururlu

susacağız
otlak sesimizmişcesine
duyanın duyduğu
görenin gördüğü

işte sen beni uyuyunca
tüm bunlar olacak




Beni Uyu/Sarp Tuvalo
Görsel:Arunas Zilys


Pazar

O

O
bulutlarını topluyor

sessizliğinde
yağmur kokusu

kanatıyorum toprağımı
iyice

içime
ta içime
işlesin diye...

O
bulutlarını topluyor
ben
yaralarımı kanatıyorum iyice

bütün tuzuyla yağabilsin diye.


s
görsel:Slavek Gruca

Çarşamba

ışığına gel

...

hissediyorsun
hiç tutmadığın ellerimi
önemli olan bu

sen beni susuyorsun
ben seni

sen bana susuyorsun
ben
sana

bu sessizlik
bu susayış
bizim

varoluşun geri kalanı silikleşiyor

sen beliriyorsun
siyahın içinden

meğer bundanmış
siyaha dalıp dalıp gidişlerim

nereden bilirdim

şimdi kendimi
sende unutmak vardı

neden buradayım
neden buradayım
neden?

neden oradasın
neden?


s
 

Salı

hiçte gök

.
 
çölde kum
tende can
ateşten kor

çölde su
ateşte kum
özde kor

gökte ateş
tende su
korda can

hiçte gök
özde su
yürekte kum


 srp.-
görsel:Allen Birnbach

Perşembe

rüya

.
bazen,

deniz başkadır
su
başka

el başkadır
parmak
başka
...

derler ki rüyaya inmişiz

düş başkadır
can
başka

aslında hepsi BİR
gören
başka

Srp.-

Çarşamba

...



.
ben,sana kuşları anlatıyorum
sen bana yalnızlığı
ben yalnızlığı iyi biliyorum
sen kuşları biliyor musun?

gözlerime bak

gözlerime
sadece



Srp.-

yol

.

çitlerden atla
bana gel

orada olmayacağım


ama sen

bana gelmiş olacaksın...





Srp.-
Photo:Johannes Frank Johanesson

Pazar

dalganın güncesi


deniyoruz sadece...belki büyümeyi daha çok...
kimini gözümüzde büyütüyoruz kimini sözümüzde
olmayı denerken ölmeyi öğreniyoruz...
deniyoruz sadece...belki ölmeyi daha çok...


Srp.-
Photo: Hengki Koentjoro "Lurk"

Perşembe

aşk kağıt makas

.
aşk kağıt makas

ya çok ve güz...ya yok ya da az

körkütük yalnızdır taşın üstündeki baş

su sancır mı
ateş yanarken karşıda


kalır mı geriye
yere düşenden umut?

kalsa ya biraz...

ya çok ve güz...
ya yok ya da az


 Srp.-
görsel:Arunas Zilys

Pazartesi

Ayrı Dünyalar

hep ayağının ucuyla yoklar
suyla bütünleşemeyenler
karpuz atar suya
yer...içer...sıçar...gider...
su bilir

su susar
su çağırır
su onu önemseyeni gizler...içine alır...


  demem o ki...

 kiminin yüzünde...
kiminin ayağında...

 su'dan izler.

Srp.-

Cumartesi

Günler

aşklar kısalır günler uzar
insan aniden
en uzak halini susar

de ki işte,
kedinin en şoven anı gibi
avlandığı değil
sevmene izin verdiği...

meteordur yağmur
suda boğulmayana
eğlence

biraz önce ya da sonra biraz
oysa er geç
ıslanır herkes

Srp.-
Görsel:Christian Martin "weiss"

Perşembe

paradoks




 Xoşbext deyilem
Işiq yalnizda aynada var
Ayna ise divara dönük
Keçen iller divarda
Men işiqda varam
Xoşbext deyilem

mutlu değilim
ışık yalnızca aynada var
aynaysa duvara dönük
geçen yıllar duvarda
ben ışıkta varım
mutlu değilim


Srp.-1991
Çeviri için Maestro Manafov a sonsuz teşekkürlerimle...
(Bu farklı bir sesletime çevrilen ilk şiirimdir.)


Kölgesini bilen...Yürür ardindan...Işiq olmasa da...
Ne edek
Hüznümüz
Aydınlıq.

Küçeler boş deyil
Üzler qaranliq

gölgesini bilen...yürür ardından...ışık olmasa da...
ne yapalım
hüznümüz
aydınlık.

sokaklar boş değil
yüzler karanlık

Srp.-
Çeviri için Maestro Manafov a sonsuz teşekkürlerimle...

Photo:Hengki Koentjoro

Çarşamba

(c)isimsiz

...
yuttuğumuz cümleler tuttuğumuz yıldızlar kadar
her renk ölüyor içinde ışık olmayınca

tutan el ise kalem post değil
her ruha biçilmiş bir beden
bu geceler bize dost değil

buruşmuş kağıtlara yazılır öte-ler
Can akar ışıklarca mevsimsiz
bu bendeki ten değil
su bilir kendini (c)isimsiz

 sadece su olduğunu bilse de
(c)ismi ile bildirir kendini su bile....
yoludur bilmediği

içimizde yansır su
hepsi hepsi tüm
hepsi hepsi hiç

bizi bize

her hep hep hiç
ya hep ya hiç
...

.


şiir:Birsen/Sarp
photo:inblue/Sarp

Pazartesi

mavi yeşil



akıyorum mavi
içimde yeşillerle
dönüyor ışık
akıyorum yeşil
susuyorum mavilerle
...

dolanmış ateşime bir türkü
mavi yeşil dört yanım
şu kuru çalı yarmış etimi

kanıyorum

gitsem
çiçeğe fayda

kalsam...

ateşe

.

Srp.-




http://youtu.be/2bISZvP6Ceo
http://youtu.be/sX7fd8uQles

Rüya

adam,rüyasında bir at gördü
at,kendi rüyasına bir çocuk ördü

işte biz,hepimiz
O çocuğun rüyasıyız dedi adam...

at uyandığında
yanındaydı çocuk

oysa adam hala
uyuyordu
atın rüyasında
çocuğun rüyasını.

...

http://youtu.be/7ZWQRaY0Tns
Srp.-

Pazar

senden önce ellerin vardı

.

bazı ağaçlar yürür
bilir misin

dallarında uyumak istersin
gece
yeşilinde mavilerle

bazı ağaçlar yürür
aniden
gelir dikilir karşına

kovuğunda unutursun kendini

gider

bakarsın onda kalan ruhuna

gökten bir yaprak

kendini düşer

Srp.-
http://youtu.be/khttsQCamwQ

Mavi Dokunuş

sen ne söylesen
kendinden söylüyorsun
insanlar duysa da
duyamasa da...
ben; duyuyorum ...

sen ne söylesen...
önemsizleşiyor söylediğin bile.,
sen önemsizleşiyorsun
önemsizleşiyorum ben de.

mum yanıyor
az önce buradaydı
peki mum nerede?
önemsizleşiyor hava bile...

her şey birbirine geçiyor bizim dünyamızda
sen bana karışıyorsun
ben sana...

görüyorum

görüyorsun

Srp.- 3/6/12
http://www.youtube.com/watch?v=bjEUTXRo-2I&feature=youtu.be 

Photo:Nur Sagman

Cuma

Pazar

Susuz dostla tanışma


Susuz bırakılmıştı...O'na tüm suyumu avucumdan içirdim.Sağ ön ayağı ya incinmişti ya da kırılmış...Ama O'nu en çok...Sevgisizlik incitmişti bana göre...
Toprağa damlayan suları içmeye çalıştığını görünce...O'na su buldum ve tekrar içirdim...
50metre uzaklaşmıştım ki...Ardımdan kişneyerek uğurladı beni...Artık içindeydik birbirimizin...


Srp.-

Perşembe

Su


ikisinin de suya ihtiyacı var...ağacın da balığın da...ya yağmazsa...ya ?

kesilir bedeninden kalem oluverir ağaç
canını verir bilmeden yüksek fikirler için
ıslanmamak için dalar balık da
yağmuru sevmez bilmezler bunu
dalıverir rüyaların en dibine
pulları parlasın dursun diye...

asıl mesele sudur
yerini bilmez devinir durur
onsuz herkes ölürken
onunla da olsa varlık ölümlüdür
sonsuza mahkum su
rüyasına girmek ister
ağacın da ve balığın da
unutmak ister artık
naçar sonsuzluğunu...

ikisinin de suya ihtiyacı var
ağacın da balığın da
su gizler kendini
bilge ve dingin
asıl onun kaderi ağaçta ve balıkta
anıları alıp kaçmak ister
kendine tutunmaya
ya yağmazsa...ya ?

belki de yağmur olabilmektir asıl mesele
durağan gururu terk edip
dönüşebilmektir yeni bir varlığa
ağaçta dost olur ve balık da
bilge ve dinginliği paylaşırsa
ıssız susmaz ıssıza...


Srp.-
15.04.2010
Photo : Nuri Bilge Ceylan

Çarşamba

Patikada kan...


dönüyor herşey
terkedilmiş ve ıssız
dönüyor

şimdi
bu ıssız patikada yalnızım
ne gerek varsa yaşıyorum
sen olmadan
neye yararsa

yürüyorum
ıslığımın bile beni bıraktığı bu yerde

aç mıyım
üstümde ne var
bunları sorardı kendine
sıradan insan

boynundan vuruldu az önce bir yasemen
düştü yere
bu patikada kan var artık
durduk yere

kan emiciler de
toplanıyorlar usulca

toprak kımıldanıyor
sakin
kararlı dalgalar bunlar

avuçlarımda kan var

benim için geliyorlar

topraktan geliyorlar

patikada kan
ellerimde kan

yüzümde kocaman bir tebessüm
yüzün geldi önüme

parçalanıyorum
eşsiz bir tebessümle

kemik sesleri
patikada kan...

durduk yere
düşerse bir yasemen yere

yakından bakın kaçırmadan

o eşsiz
tebessüme


Srp.-

Cumartesi

Bir an...

Çarşamba

Çalıdaki Örümcek


ıslak bir nefes çağırdım
eski taşların arasından
kıpırtısız yapraklar

sen inanma
onlar insandılar

herşey yeniden yenilirken
belki son çığlığı yanan ağacın

ıslak bir nefes çağırdım
yanan ağaç için bu kez
acıları dinerdi de
sen inanma
onlar insandılar

şimdi sürünüyorum
dünden farklı
dönüşüm başlamış bitmiş yine

birkaç çocuk bağırdı
aaa örümcek dediler bana bakıp
bakıp göremediklerine

sen inanma
onlar insandılar


Srp.-
Photo :Detail from Ayşegül Yeşilnil's painting

Pazar

Ne güzel...


orada
zamanın durduğu yerde
bir gölge ölüyor ışığı
başıboş bir gölge
öylesi kimsesiz

her son ilk gibi
acıtırken seni
koydunsa bul ellerini
uzan fırçaya

her renk gece
her beyaz ayrılık
her nefes gece
her hüzün mavidir artık

kimbilir belki
olmayana ergir yollarına yürürüm
ne tuval kalır geriye ne fırça

çizdiğim gökyüzünden doğarken sen
yeniden yağmur
yeniden bulut

kim açarsa ellerini O'na düşer adım

her resimde
kaybolan bir ressam vardır



Sarp TUVALO
a photo by Nur Tanrıöven

Salı

Myspace...

Myspace profilime ulaşmak ve bazı bestelerimi dinlemek için Myspace... başlığına tıklamanız yeterli...
Sevgimle.

Cumartesi

Salı

Pazartesi

daha güçlü


zaman kırılır
çiçek düşer
nefesim tenden
bir parçam kaçıştan

koku ışığın kardeşi
uyku ölümün
yorulur ellerim

harfler kayıp gezegenler
dokunduğun her kumaş
çiçekti bir zamanlar

bir zamanlar
güneşin kölesiydi insan
şimdi
artık bedenlerin
fısıltıları sunak taşında

sahte doku
yeni kurban
artık nerede duracağını
bilmiyor insan

zaman kırılır
çiçek düşer

her şeyin var olsa da
ölümüdür gölge ışığın


sarp
a photo by Timosin

uykum


nereden geldiği
bellidir çığlığın

gecenin körü
kediler uyurken

düğümlenir içimde
çözülmüş seçimlerim
yeniden

bölünür uykum
sana



sarp
a photo by Neslihan Çatalbaz

gizle ellerini


gece gündüz hece
hepsi aynı anda içimde
bazen ilk söylenmeli son söz
susmalı şiiri
paramparça olmalı hayaller

yaşamın bir yarısı
sokaktayım
sahipsiz bir çiçeğin elinde
adımlarım ıssız

Istanbul tutkunun kenti
yalnızlığıma dokunuyor ıslak elleriyle
yetmezmiş gibi
bir de Cihangir'in kedileri
düştü peşime

gece doğuyor içime
vazgeçilmez dudaklarında aşkın binbir acısı
kaybedecek beni

biliyorum ertesi sabah
cesedini bulacaklar yorgun şairin
geceyle sevişmiş diyecekler

üstüme gazete örtüp
beni harflere saracaklar hasetle
suskun bedenimden
ruhumu okşamış tüm kitaplara inat
alakasız manşetler yansıyacak

soruyorum usulca
bir daha hangi çiçek gizler adımı
böyle haykırırcasına

sus kendini şair
varlığın dokusunda
alıştığın yalnızlığa

gizle ellerini
gecenin sonsuz bedenine

olmuş olacak ne varsa
ancak bulunur
O'nun kanıyla



sarp

Perşembe

(g)ördüğümüz


sevince eskir mi insan
kirlenir mi yüzü aşkın

bir tutam yakarışa
çok mudur yalnızlık

sen merkezin yarıyüzünde
ben'i mi susuyorsun
kendini mi yoksa

hem
dünya durur
şiir konuşmaz mı

şiir konuşursa
dünya durmaz mı

bir rüyadır (g)ördüğümüz
en sonunda
bir diğerine uyumak için

yürümeye kalkar çocuk

uykular bölünür yaşamla




sarp
a photo by ?

Cuma

-e bilmek


kasımdı
soğuktu
yalnızlıktı

neyi unuttuğumu unuttuğum
günlerden bir günde
hatırladım kendimi

sokağın köşesini dönüp
bir kediyle göz göze gelir gibi
veya çok susadığım sıcak yaz günü
ansızın çeşmeye rastlayıp ta
kadınların sohbetlerine
dudak misafiri olur gibi

aslında
haziran da olabilirdi sahi
ama olmadı
olamadı

kasımdı
soğuktu

yalnızlık
sana susamışlıktı

neyi unuttuğumu unuttuğum
günlerden bir günde

hatırladım sevebildiğimi




Sarp
a photo by Ferey

Kişisel


ten,bir oluştur
bazen
soru işareti
kedi kuyruğu

sancılıdır kopuş

bazen
erkeğinin nasırlı dokunuşu
bazen
aynada gördüğün izler

nefesin
yetmezken
kendine bile
başkasına verir
yutarsın aşkını
tükürmeden

acı
acıya yelken açanın
özgürlüğü


yanılsamalarla okşanmış bedenin
hoyratça sevilirken
aşka duyduğun özlemin çıkışsızlığında
kim öper ruhunu

dudaklarından
kaybettiğin masumiyetin akarken
yapış yapış

belki
dahasını isterken
kim durur artık
zaman hızlı
çığlıkların keskin

sonra

balıklar gibi

de ki işte

suyun içindeyizdir belki

onlardan da çok

suyun içinde




sarp tuvalo

Salı

Adım Nazım


Varna'dan karşı kıyıya
taş atımı değil
bir deli hasret uzakta

diyorum ki
karşımda dursaydın durabilseydin
göremezdin yaşlı gözlerimi
ben gülümsedim hep
doğruyu sevmeyen dünyanıza

Varna'dan karşı kıyıya
taş atımı değil
umutlarca uzakta

yürekten gelen sesin
boğulmayacağını göstermek için
yaşadım avazım çıktığınca

korkma çocuk
demem o ki
adım Nazım
ve işte
çiçeklerle geldim rüyana




Sarp Tuvalo

Pazar

UYARI !!!

Girmiş olduğunuz bu blog sanatsal kaygılarla oluşturulmuş olup şiirlerdeki anlamları destekleme amacıyla yetenekli fotoğraf sanatçılarının çalışmaları adları belirtilerek sansürsüz yayımlanmıştır.
Çocukların,sığ görüşlü sanata saygısı olmayan ve boş yere oksijen tüketen tek hücreli canlıların sayfayı yanlışlıkla da olsa gezmemeleri önemle rica olunur...


SARP TUVALO

Çarşamba

Ben geldim adınla


bu sabah kalktığımda
ne kalacak senden geriye
ne
herşeyini unutacağım nasıl olsa

şimdi sana dönüyorum uykumu
biliyorum beni
sahte dokunuşların yorduğunu

birkaç perdelik ritüelin
aktörü oluverdim

adımı fısıldayana ihanet
benliğimi sana terk etmek

işte bu yüzden
ağlamayı bilmeyenin
hıçkırığı oldum

koyverdim kendimi

gece çığlığımı tuttu
ben
geldim adınla



sarp

Pazar

Kedinin gözünden dünya


kayanın üstünde yengeç
altında ürkek bir kuş
karşısında dingin nehir
dibinde deli dalgalar

yanında kör balıkçı
elinde dolu tüfek
çiçek avlıyor
korku bilmez elleriyle

üstümde yedi pire
benim Tanrıları
kitap yazıyorum onlar için
tırnaklarımla
kanım yetmedi hiçbirine

son umudum rüyalar
sarılmak istiyorum dipsiz uykuma
bırakmıyorlar beni

bırakmıyorlar


sarp tuvalo
a photo by Melike Myers

Cumartesi

Dejavu


ben
senin hiçliğinim

sarhoş akşamında
çağırıp unuttuğun gezegenden
peçete yaşamını
eritmeye geldim

nasıl da yitiyor ruhum
çakıltaşları arasından

doldur cebine sen yine

bulaşmıştır yüreğim
belki kimilerine



sarp tuvalo

Balığın Öfkesi


kayıp gecelerim
fısıldıyor beni
sevgisiz

belki günün oyunu
boş bir opera binasında
sevişmektir
ruhlarla

yüzümün yarısı gülerken
sen iyi bak
karanlık tarafıma

saatlerin durduğu yerde
dokunuşlar yukardandır
yiter gider gerçeklik

balığın öfkesi
boğulur denizde

bakarsın
düşlerim düşer ellerine



sarp

Perşembe

BLACK ZONE

MERHABA...SİYAH BÖLGE YE GİRDİNİZ Mİ?HAYDİ O ZAMAN...
www.tuvalo-blackzone.blogspot.com
SEVGİYLE...

Cumartesi

Gren


yumurta tavuktan
tavuklar uzaydan

ellerimde
eski püskü Zenith'im
yalnızlığa tutundum
her gelen
bir ısırık aldı elmamdan

bırakmadılar kanatana dek
kemirdiler oralarımı
kaçtım koştum karardım

düşük poz insanları
belirsizleşirken git gide
içimdeki tramvayın kapısına dayandım

nereye
yumurta tavuktan
tavuklar uzaydan

kaledir yalnızlığın şarkısı
girersen çıkamazsın ki

sen
yine de

tut ellerimi



sarp
a photo by Siminus

TUVALO

TUVALO